Hayvan haklarına ilişkin dernek, sivil toplum kuruluşu, platform ve dayanışma grubu temsilcileri, TBMM Hayvan Haklarının Araştırılması Komisyonuna taleplerini iletti. Komisyona bilgi veren Dayanışma Hayvan Hakları Federasyonu Onursal Başkanı Şebnem Aslan, “Mevcut sahipli hayvanların tamamı kısırlaştırılmalı, maddi olanağı olmayan hayvan sahipleri için kısırlaştırma desteği verilmeli” dedi.

Bütün sahipli hayvanların çip takılarak kayıt altına alınması gerektiğini söyleyen Aslan, hayvanları sokağa terk edenlere en az 10 bin lira idari ceza verilmesini ve bunların bir daha hayvan sahibi olmaktan men edilmesini istedi.

EVCİL HAYVAN ÜRETİMİ DURDURULMALI

Türkiye’de evcil hayvan üretiminin durdurulmasını talep eden Aslan, “Popülasyon kontrol altına alınamıyor. Tek çözüm sokak hayvanlarının, kısır olarak mahallelerinde hayvanseverlerle gönüllü kuruluşlar tarafından belediyeyle eş güdümlü olarak yaşatılması” dedi. Dayanışma Hayvan Hakları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Timur Ugan da, sokak hayvanları için tek çözümün popülasyon kontrolü olduğunu savundu. Popülasyon kontrolünün doğru yöntem uygulandığında 1 yılda sağlanabileceğini savunan Ugan, “Bu sorun ilçelerde yapılacak küçük kısırlaştırma merkezleriyle çözülebilir. Bu merkezlerin maliyeti yaklaşık 300-400 bin lira arasında değişebilir. Bunu yaptırdığımız yerlerde başarılı olduk ve popülasyonu kontrol altına aldık” dedi. Hayvan Kurtarma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zekiye Taş Köklü, “Kısırlaştırma merkezleri ile tedavi merkezleri istiyoruz. Bunun için çevre temizlik vergilerinden bir fon ayrılabilir” dedi. Hayvanlara Adalet Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Melike Özdemir Ballı da hayvan öldürenlere, hayvanlara cinsel ya da fiziksel istismarda bulunanlara hapis cezası verilmesini savundu.

YUNUS PARKLARI KAPATILMALI

Yunuslara Özgürlük Platformu Temsilcisi Öykü Yağcı Tonay ise amaçlarının, yunus parklarının kapatılmasını, hayvanlı sirklerin ve her türlü hayvanlı gösterinin yasaklanmasını talep etti. Yunusların, saatte 60 kilometre yüzebilen, 500 metre derine dalabilen ve yalnızca zamanlarının yüzde 10-20’sini suyun yüzeyinde geçiren hayvanlar olduğunu anlatan Tonay, şöyle devam etti: Bu hayvanlar, esaret altında, bu tesislerde 2 metre derinlikte bir suya hapsoluyor. Doğada canlı balık avlayıp sürüleriyle gezebilirken doğal yaşam ortamlarından koparılıyor ve ömür boyu hapse mahkum ediliyor.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz