İktisat Profesörü Boratav: ” Krizin Başlangıcındayız.”

Türkiye ile ABD arasında yaşanan papaz Brunson krizi sonrası süreçte dövizdeki dalgalanmaların ardından TL’de yaşanan değer kaybını, zamları ve iflasları değerlendiren iktisat profesörü Korkut Boratav, “Ciddi bir krizin başlangıcındayız” diyerek, muhalefete ve emek meslek örgütlerine seslenerek ‘yapılması gerekenler’i sıraladı.

korkut boratav kimdir, korkut boratav yazıları, korkut boratav kitapları, korkut boratav babası, korkut boratav,  korkut boratav biyografi, korkut boratav twitter, korkut boratav türkiye ekonomisi, korkut boratav kriz yorumu, türkiye krizi

Ekonomik bunalımın bankaları da içine alan bir finansal krize dönüşebileceği uyarısında bulunan Boratav,  bu kriz türünün Türkiye’ye özgü olmadığını ekledi. Boratav, “Emperyalist sistemin bağımlı çevresinde yer alan ülkelerden bir bölümü, neoliberalizme geçişin belli bir aşamasında sermaye hareketlerini de tamamen serbestleştirdi” ifadesini kullandı.

Boratav, yaşanan süreçte sonucun söz konusu ekonomilerin yeni bir çevrime sürüklenmesi olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Yüksek tempolu dış kaynak girişlerinin yol açtığı canlanma; bu akımlarda ‘sert durma veya tersine dönme’ koşullarında durgunlaşma veya kriz… Olumsuzlaşan ortamlarda krize kimler sürüklendi? ‘Canlanma’ döneminde dış kırılganlıkları artan ülkeler…”

‘BU TİP KRİZ TÜRKİYE’DE DAHA ÖNCE 4 KEZ GÖRÜLDÜ’

1980’li yıllarda Latin Amerika’da başlayan bu kriz türünün, 1990 sonrasında Üçüncü Dünya’nın diğer coğrafyalarına da taşındığını paylaşan Boratav, Türkiye’nin bu kriz tipine 1994, 1998-99, 2001 ve 2008-2009’da olmak üzere dört kere sürüklendiğini söyledi.

Boratav, “2001 krizi içinde Kemal Derviş yönetiminde IMF programlarıyla oluşturulan neoliberal yapıyı 2003 sonrasının AKP iktidarı olduğu gibi benimsedi; 2015’e kadar sızlanmadan uyguladı ve bugünkü krizin sorumluluğunu da üstlenmiş oldu” dedi.

MUHALEFET VE MESLEK ÖRGÜTLERİNE ‘YAPILMASI GEREKENLER’ LİSTESİ

Prof. Dr. Boratav, “Bir ‘çözüm reçeteniz’ var mı? Muhalefete bir çağrınız olsa ne söylerdiniz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Sol ve sosyalist meşrepli iktisatçıların, kriz karşı çözüm reçeteleri önermesini yararsız, hatta zararlı görüyorum. İktisat tartışmaları, iktidarı eleştirmekle sınırlı kalmalıdır. Bu da, tüm geçmiş ve kesintisiz bilançosu ile AKP iktidarının finans kapitale, yani emperyalizme tam teslimiyetinden kaynaklanan kriz sorumluğu üzerinde odaklanarak gerçekleşebilir. Somut politika öğeleri önerilmeye başlandığında, farkına varılmadan iktidarla beyhude diyaloga girilmiş olunur. Örneğin solculardan gelen ‘dış borçların askıya alınması’ önerisi, ‘yarenlerin kurtarılması’ ile sınırlı borç yapılandırma formülleri ile dejenere edilir. ‘Sermaye hareketlerinin denetlenmesi’ önerisi, emir-komuta zincirine (‘yukarıya’) bağlanan döviz tahsisleri, transfer uygulamalarıyla karıştırılır. Sermaye çevreleri arasında, kapkaççı, keyfî, kayırmacı, cezalandırmacı uygulamalar, AKP geleneği ile uyumludur. Yozlaşmış ve yerleşmiş bir iktidar yapısı ile anti-kriz seçenekler tartışılamaz.

Buna karşılık sosyalist partiler, sendikalar, meslek örgütleri, ilerici dernekler, kriz ortamında emekçilerin savunulmasına öncelik vermelidir. Hızlanan enflasyon tüm ücretleri, maaşları, emekli aylıklarını, çiftçi alacaklarını aşındırmaktadır. Endeksleme (‘eşel mobil’) gündeme getirilmelidir. İşsizlik sigortasının yağmalanması önlenmeli, kapsamı hızla genişletilmelidir. Toplu işten çıkarmalar önlenmelidir. Krizi fırsat bilen iş çevrelerinin kayıt-dışı istihdama kayması frenlenmelidir. Artan işsizlik ve pahalılık ortamında emekçilerin dayanışma ağları şimdiden tasarlanmalı; örnek uygulamalar başlatılmalıdır.”

Kaynak: Sputnik

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz