Connect with us

Engelsiz Yaşam

Engelli Bir Abinin Hikayesi: “Deli Yılmaz”

Published

on

Çok uzun yıllar oldu kalemimin sayfalarıma değmediği yıllar. Engelliler için yazı yazmayı ve hatta bir köşe yazısı yazmayı inanın daha önce hiç aklımdan geçirmemiştim. Evet, bu özel insanlar için çalışıyorum, onlar için mücadele ediyorum eğitimleri için uğraşıyorum. Eğitimci ya da uzman değilim. Bu konuda yazmak gerçekten çok hassas, inanın. Bu özel insanların hayatlarının içindeyim ve inanın ki onlar da benim hayatımın içindeler.

Bildiğiniz gibi engelli bireyler hakkında o kadar çok yazacak şey var ki; sosyal hakları, yaşam zorlukları, eğitim durumları ve hatta hepimizin birer engelli adayı olduğumuz gibi bir sürü yazmakla bitmeyecek bir sürü konu başlığı ve alt başlıkları. Ama bunları internette de kolaylıkla bulabilirsiniz.

Düşündüm gerçekten, yazdıklarımın bir faydası olacak mıydı okuyanlara, kim ne kadar okuyacaktı acaba? Dürüstçe konuşalım okuyanların sayısı çok az emin olun çok az. O yüzden ne yazacağıma karar vermek benim için sancılı bir süreç oldu. Evet, sağlıklıyım, evet engelli insanlar için çalışıyorum ve evet bu özel insanlar için artık günler ve haftalar belirleniyor. Herkes artık elini daha bir taşın altına sokar oldu bu konuda. Şükürler olsun.

Ama ne yazmalıydım bende internet üzerinden araştırmalar yaparak, yararlanacakları konular hakkında kopyala yapıştır yaparak, üzerine belki biraz yorum ekleyerek bu yazıyı oluşturabilirdim. Yapamazdım özellikle bu insanlar benim hayatımın bu kadar içindeyken çok yakışıksız bir durum olurdu; senin, benim gibi sağlıklı insanlar için, görebilen, duyabilen, yürüyebilen, karar verme yetisine sahip, yiyeceği yemeğe karar veren, tatile gidebilen, sinemaya kendi biletini alabilen bizler için.

Engelli bireyler için yazmak hassas bir durum evet, o yüzden bizlere yazıyorum. Çünkü onlar yukarıda yazdıklarımın çoğunu yapamayan özel insanlar ve buda onlardan biri ‘’Deli Yılmaz’ın hikâyesi’’ Öğretmen çocuğuyum, bana göre annem bu kutsal mesleğin neferlerinden.

Eski Foça’nın bir köyünde ilkokul öğretmeniydi annem, gerçi hademe öğretmen, müdür hepsiydi kadıncağız köy okulunda tek öğretmendi. Beş sınıf tek bir derslikte eğitim görürdü, mutlaka bilenleriniz vardır eminim. Yaz kış sabah iki akşam iki km yürüdüğümüzü hatırlıyorum okula gelip giderken ve mecburen anne öğretmen olunca otomatik olarak sizin öğretmeniniz de oluyor.

Beşinci sınıfa geçtiğim sene, Karşıyaka’ya taşınacağımızı duyduğum zamanki heyecanım unutulmazdı. Alaybey çarşısının sonunda demiryolunun kenarında küçük, rutubet kokan ( ki memur evleri için gayet normal durumdur o yıllarda) ve odalarının hiç birinin hiçbir geometrik şekle benzemediği giriş katı bir daireydi hiç unutamam.

Okullar açıldığı zaman, Alaybey ilköğretim okuluna, beşinci sınıfa kaydım yapıldı. Annemin görevlendirildiği okul da, hemen benim okulumun yanında ama girişi farklı bir sokak içinden olan küçük bir okuldu ya da ben öyle düşünüyordum. O günle ilgili yazacağım çok cümleler, süslü kelimeler türetebilirim belki ama yalın bir ifadeyle yaşadığım tek şey şaşkınlıktı. Küçücük bir bahçenin içinde altında takozlarla yerden yarım metre yükseklikte paslı kocaman bir konteynır, gördüğüm en garip okuldu. Sonrasında, bahçede oynayan çocuklara dikkat kesildiğimi hatırlıyorum ve daha da büyük bir şaşkınlık yaşadığımı da…

Çünkü bu çocukların hepsi bugüne kadar gördüğüm tanıdığım tüm çocuklardan farklıydı, çokça korku ve az kalan şaşkınlığımla beraber o kocaman demir kapının önünde ne kadar süre bekledim bilmiyorum. Neden sonra annemi yakaladı gözlerim; destekle yürüyebilen ben yaşlarda bir çocuğu koluna almış bir elini de sıkı sıkı tutmuş, bahçeye çıkmasına yardımcı oluyordu. Tam hatırlamıyorum o dev kapıda ne kadar beklediğimi, çokça korku az kalan şaşkınlığımla.

Evet, ben o gün öğrendim engelli insanların da benimle beraber bu dünyada yaşadığını. Evet benimle aynı güneşin altında farklı bahçelerde oyunlar oynadığımızı ve evet o gün öğrendim annemin artık bu özel insanlara öğretmenlik yapacağını ve sessiz bir gurur yaşadım. İlerleyen günlerde annemin okulu, benim vazgeçmediğim, çocukluk günlerimin geçtiği bir sürü yeni arkadaşımın olduğu yegâne bir yer olmuştu. Yeni arkadaşlarımın çoğu, benden yaşça büyüktü ama anlaşıyorduk, saf sevgilerini hissediyordum. Her gün okulumdan çıkar çıkmaz onlara koşuyordum.

Yılmaz’ı orada tanıdım. Annemin öğrencilerinden biriydi; kara kuru, zayıf, uzun boylu, yaşça da benden büyüktü. Benim okula geliş saatimde o kocaman demir kapıda karşılardı beni. O kocaman demir kapı, daracık bir Alaybey sokağına bakıyordu. Sonraları zamanla fark ettim ki, oradan geçen insanların hepsi okula en uzak noktadan yürümeye çalışıyorlardı, nedense yolun karşısındaki kaldırımdan geçmeleri üzerdi beni. Anneler korkak gözlerle bir yandan demir kapının arkasındaki arkadaşlarıma bakarlar, boştaki elleriyle çocuklarını o kocaman demir kapının en uzağından geçmeleri için iterlerdi. Sonraları fark ettim sınıfımdaki arkadaşlarımın, beni deliler ile oynuyorum diye dışladıklarını.

Her şeye rağmen çocuktum çabuk unutuyordum. Bir de Yılmaz vardı, benim en deli arkadaşım… O yıllarda Alaybey çarşısı küçük, herkesin birbirini tanıdığı bildiği zamanlar. Sokaklarda daha az araba ve daha az insan vardı, inanın. Her akşamüstü okulun çıkış zamanı, Yılmaz hazırlanır, o kocaman demir kapının iç tarafında bekler. Kapıdan geçen herkese iyi akşamlar der, öğrencileri, öğretmenleri yolcu ederdi ve sonrasında yürüyerek giderdi evine ya da ben öyle biliyordum… Sonraları Yılmaz’ın annesinden öğrendik; akşamları çıkışta evine gitmeden annemle bizi takip edermiş, biz evimize girene kadar uzaktan, kendini bize fark ettirmeden, hem de her akşam tekrarlanırmış bu. Her akşam evine gider böbürlenirmiş öğretmenimi evine kadar korudum gözledim diye. Benim yüreği büyük en deli arkadaşımdı Yılmaz…

O sene yaz daha bir çabuk geldi ya da ben öyle hatırlıyorum, farklı bir dünyanın içindeydim sanki. İlkokulu bitirmiştim ve ayaklarım yere basmıyordu, büyümüştüm güya kendi çocuk aklımla. Mahalleden yeni arkadaşlarım da olmuştu, bütün günüm dışarılarda geçiyordu. Yılmaz’ı daha bir az görür oldum. Okullar kapandığı için arada sırada çarşıda yada istasyonda karşılaştığımız zamanlar olurdu, hızlı adımlarla gelirdi bazen elini omzuma koyar, bazen de sarılırdı tek şey sorardı Yılmaz: “Öğretmenim iyi mi?”

O günde öyle bir gündü, istasyonun hemen arkasında gördüm Yılmaz’ı. Benden daha büyük üç, dört çocuk sıkıştırmışlar, arada kalmıştı, kaçamıyordu. Hakaretlere kulaklarını kapatmaya çalışıyordu ama çocuklar aksine uzatarak bağırıyorlardı: “Deliii Yılmaz” Belki ilk defa o gülen gözlerde acıyı ve korkuyu gördüm. Çocuktum, güçsüzdüm. Yılmaz’a baktıkça çenemin titrediğini gözlerimin dolduğunu biliyorum. Çocuktum, güçsüzdüm üstelik korkuyordum, yalan değil. İçimden de haykırıyordum: “Yılmaz deli değil”, o özel bir insandı sadece, yüreği sevgisi kocaman, saftı, temizdi Arkamızdan sokaklarca bizi koruduğunu düşünerek gelen Yılmaz abimdi…

Bazen o günkü gibi titriyor çenem ve gözlerim doluyor çünkü, Yılmaz abi gibi özel olan pek çok birey var ve sayıları giderek de artmaya devam ediyor. Bizler yazımın başındaki bizler, hala “Deliiii Yılmaz” demeye devam ediyoruz ya da anneler hala yollarını değiştiriyor çocuklarını ite kaka. Lütfen gözlerinin içine bakın, gözlerinizi de kaçırmayın onlardan. Şevkatli bakın, sevgiyle bakın, insanca bakın.

Deliiii Yılmaz’ lara!

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Engelsiz Yaşam

Haluk Levent ve Kelebek Kız “Elfida”Nın Ağlatan Buluşması

Published

on

İzmir’de, Karşıyaka’nın ‘kelebek çocuğu’ Elfida Gündüz, en büyük hayallerini bir tiyatro sahnesinde gerçeğe dönüştürdü. Senaryosunu yazdığı oyunu başarıyla sergileyen Elfida, Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar’ın desteği ve Sanatçı Haluk Levent’in sürpriziyle de hayatının en mutlu anlarını yaşadı. Kelebek kız için hep birlikte ‘Elfida’ şarkısının söylendiği buluşmada, alkışlar ve gözyaşları birbirine karıştı.

Kelebek hastalığıyla mücadele eden 11 yaşındaki Elfida Gündüz, Karşıyaka Belediyesi Vecdi Altay Çocuk Kulübünde başlayan tiyatro serüvenini bir gösteriyle taçlandırdı. Kulübün drama kursuna devam eden Elfida, geçtiğimiz haftalarda Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar’ı ziyaret ederek, kendi yazdığı oyunu sahnelemek istediğini söylemişti. Akpınar’dan tam destek alan ‘kelebek kız’, eğitmenleri ve kurs arkadaşları ile birlikte hazırladığı, Öteki Beriki Tiyatro Topluluğu’nun da katkı sağladığı ‘Kelebek Etkisi’ isimli oyunu, izleyicilerle buluşturdu. Çarşı Kültür Merkezi’nde sahnelenen tiyatro gösterisi büyük ilgi gördü.

Haluk Levent ‘Elfida’ şarkısını kelebek kız için söyledi, gözyaşları sel oldu

Hastalığıyla mücadelesini, hayallerini, hüzün ve sevinçlerini başarıyla sahneye taşıyan kelebek çocuk, salonu dolduran izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı. Gösteride kısa bir rol alan Başkan Akpınar, Haluk Levent sürpriziyle de Elfida’yı sevince boğdu. Akpınar’ın isteğiyle sahnede gözlerini kapatan Elfida, bir anda karşısında çok sevdiği sanatçıyı görünce büyük mutluluk yaşadı. ‘Elfida’ isimli şarkısını kelebek kız için söyleyen Levent’e, Başkan Akpınar ve salonu dolduran yüzlerce izleyici de hep bir ağızdan eşlik etti. Duygu dolu anlar yaşayan katılımcılar, Elfida’nın yaşama sevinci ve azim dolu öyküsüne, gözyaşları içinde tanıklık etti.

Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, gecede yaptığı konuşmada, “Elfida, hayallerine ulaşmak için engel tanımayan müthiş bir çocuk. Tiyatro oyununda anlattığı gibi, onunla birlikte kötülükleri insanlardan uzak tutmak için çalışmaya devam edeceğiz. İyi ki Elfida var, iyi ki Elfida gibi çocuklarımız var. Biliyoruz ki, hiçbir engel, bizi hayallerimize ulaşmaktan alıkoyamaz” dedi.

Sanatçı Haluk Levent de, “Elfida’nın en büyük hayalinin benimle tanışmak olduğunu duyunca tereddütsüz çıktım, geldim. Hiçbir şey, minik bir kalbin mutluluğundan önemli değildir. Bir hayale ortak olmak, mutlu olmak ve mutlu etmek için buradayım. Artık Elfida ile görüşeceğiz” şeklinde konuştu.

Okumaya devam et

Engelsiz Yaşam

Hayat gülünce güzel

Published

on

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği “Engelli Hakları Farkındalık Günü” etkinliğine katılan engelliler ve aileleri, gönüllerince eğlenerek unutamayacakları bir gün yaşadı.

Ortopedik engellilerden down sendromlulara, işitme engellilerden görme engellilere pek çok engelli, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlendiği “Engelli Hakları Farkındalık Günü” etkinliğinde buluştu. Buca Sosyal Yaşam Kampüsü Konferans Salonu’nda düzenlenen organizasyon, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Dr. Sırrı Aydoğan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Dr. Aydoğan, “Daha önceki yıllarda engellilerin ve ailelerinin yaşadığı sıkıntıları göremezdik, duyamazdık. Engelliler kapalı kapılar ardında yaşamını sürdürürdü. İzmir Büyükşehir Belediyesi engellilerin hayatını kolaylaştırmak adına önemli çalışmalar yapıyor. Engelli bireyleri sosyal yaşama katmak, meslek sahibi yapmak ve ailelerini desteklemek amacıyla büyük kaynak ayırıyoruz, öne mli çalışmalar yapıyoruz. Düzenlediğimiz kongrelerden sonrasında önemli çalışmaları hayata geçirdik. Engellilere yönelik düzenlemeler yapan kurum ve kuruluşlar için kırmızı bayrak uygulaması,  farkındalık merkezi bu çalışmalardan bazıları” dedi. Yaklaşık 300 engelli öğrenci ve ailelerinin yer aldığı renkli etkinliğe İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Aysel Özkan, Sosyal Projeler Daire Başkanı Aytuğ Balcıoğlu ve dernek temsilcileri de katıldı.

Çaldılar, söylediler, eğlendiler

Başkan Vekili Dr. Sırrı Aydoğan’ın konuşmasının ardından “Dünya Engeliler Günü”ne özel gösteriler  sahnelendi.   Engelli yaşama işaret eden şiirler duygulandırırken,  müzikli dans gösterilerine tüm  davetliler eşlik etti. Kimileri sahneye çıkıp oynadı, kimileri oturduğu yerden alkışlarla tempo tuttu. Kimileri de mikrofonu eline alıp şarkı söyledi. Törende İzmir Büyükşehir Belediyesi İZELMAN Anaokulu öğrencileri şarkı dinletisi, Aile ve Çocuk Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nün 3-6 yaş arası öğrencileri dans gösterisi, Engelli Hizmetleri Şube Müdürlüğü öğrencilerinin dans-ritim gösterisi ve Wheelchair Dance Project engelsiz dans gösterisi, izleyenlerden tam not aldı. Keyifli etkinlikte Pop Orkestrası da sahne aldı.

Okumaya devam et

Engelsiz Yaşam

Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ; “Asıl engelliler, ahlak sorunu olanlardır”

Published

on

Bayraklı Belediyesi; kuruluşundan bu yana engellilere yönelik hayata geçirdiği destek ve projeler ile “engel tanımayan bir ilçe” yarattı. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında her yıl olduğu gibi bu yıl da büyük bir organizasyonda engelli yurttaşlarla bir araya gelen Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ; gerçek engellileri ‘ahlak yoksunları’ olarak tanımladı.

Bayraklı Belediyesi 3 Aralık Dünya Engelliler Günü etkinlikleri her zamanki gibi coşku ve heyecan içinde gerçekleşti. Engelli projeleri ile ulusal ölçekte ses getiren Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ; Bayraklı’da yaşayan engelliler ve aileleri ile bir araya geldi. Havuz Cafe; yine sevgi dolu, dev bir buluşmaya tanıklık ederken; Başkan Hasan Karabağ; aslında böyle bir günün olamayacağına vurgu yaparak; “Onların bir günü olmaz. Her gün onların. Aslında engelli tarifini değiştirmek lazım. Asıl engeliler ahlak sorunu olanlardır. Burada onlardan yok. Zaten bir araya da gelmek istemem.” diye konuştu. Bayraklı’da yaşayan her bir engelli ile el ele vererek örnek işlere imza attıklarını söyleyen ve çalışmalarını anlatan Belediye Başkanı Hasan Karabağ; gün boyu hünerlerini sergileyen ve eğlenen engelli kursiyerler ve ilçe yaşayanları ile birebir ilgilendi.

Sanattan sağlığa; eğitimden üretime…

İzmir’in en büyük Engelli Merkezi’ni aktif bir şekilde hayata geçirdiklerini söyleyen Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ, sözlerini şöyle sürdürdü; “Söz verdiğimiz gibi, yeni hizmet binamıza taşınır taşınmaz Osmangazi binamızı onlar için merkeze dönüştürdük. Öyle dizayn edilmiş bir binaydı. Şimdi, eğitmenlerimiz, bir psikolog ve sosyoloğumuzla iç içe güvende bir gelişim ve rehabilitasyon süreci yaşıyorlar. Merkezimizde sinema ve tiyatro salonları var. Müzikten resme sanatın pek çok alanında eğitim almalarını, kendilerini geliştirmelerini sağlıyoruz. Üretimlerini destekliyoruz ve ürünlerini satabilmeleri için alanlar açıyoruz. Bayraklı’da oldukça fazla engelli yurttaşımız yaşıyor. İzmir’de de öyle. Pek çok noktada stantlar açıyoruz onlar için. Mevcut yerlerde mutlaka yer ayırıyoruz. Şimdi, Nafiz Gürman Mahallesi Pazar Yeri’nde engelli ailelerine ücretsiz stantlar vereceğiz. Biz yerel idarecilerin görevi bu. Onların hayatlarının parçası olmak, kolaylaştırmak.”

Başkanımız Hasan Karabağ, bize sunulmuş bir armağan…

Yıllardır, ilçelerindeki tüm engellilere ve ailelerine 3 engelli nakil aracıyla hizmet verdiklerini; tekerlekli, akülü sandalye, hasta yatağı gibi ihtiyaçlarını giderdiklerini belirten Bayraklı Belediye Başkanı Hasan Karabağ; “Hepimiz birer engelli adayıyız. Hangimizin ne olacağını, geleceğini bilemeyiz. Hizmette sorunların tespiti ve yerinde çözüm üretmek kadar empati yapmak da önemli. Biz Bayraklı’da bunu yaptık. Bu nedenle sarsılmaz bağlarımız var. Tek bir aile gibiyiz.” diye konuştu.

Başkan Karabağ ile fotoğraf çektirmek için heyecanlı bir yarışa giren ve onunla sohbet etmenin tadını çıkaran davetlilerden yürüme engelli Ayser Atılgan; Bayraklı Belediyesi’nin zor olanı başardığını belirterek şunları söyledi; “Başkanımız, ilçemizde ne kadar engelli varsa hepsini bir araya getirdi ve bunu başarmak çok zor bir şey. Mesela ben böyle bir yere çıkıp türkü söyleyeceğimi, resimde çok iyi olduğumu, günün birinde çalışıp kimseye ihtiyaç duymadan yaşayabileceğimi hayal edemezdim. Eğer kapı kapı gezip bizleri bir araya getirmeseydi, başaramazdık. Bizim gönlümüzü kazandı. Bütün engelli arkadaşlarım adına konuşuyorum. Bence Hasan Başkan bize verilmiş bir armağan.”

Bayraklı Belediyesi’nin engelliler için sunduğu fırsatlardan yıllardır yararlanan kursiyerler Sebat Gövenç ve Fidan Bulut ise şöyle konuştu; “Bizlere özel büyük bir merkezimiz var. Çok güzel ürünler çıkarıyoruz ve başkanımızın verdiği stantlarda satabiliyoruz. En azından harçlığımızı çıkarıyoruz. Hasan Başkan çok duyarlı bir insan. Bize büyük imkanlar sundu. İzmir’deki tüm engelli arkadaşlarımızın onu tanımasını isteriz, bizler sonuna kadar onun yanındayız.”

Okumaya devam et

Son Trend'ler