Connect with us

Sağlık

Protein İnsan Hayatında Kilit Bir Rol Oynuyor

Published

on

Protein İnsan Hayatında Kilit Bir Rol Oynuyor

Proteinler kuşkusuz insan sağlığı için en gerekli olan kaynaklardan biri. Birçok aminoasitin bir araya gelerek oluşturduğu organik bileşik olan proteinler, vücut dokusunun gelişiminde önemli roller üstleniyor. Bunun yanı sıra proteinler, vücutta enerjinin açığa çıkması, metabolizmanın düzenlenmesi ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi için çalışırlar. Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı araştırmaya göre bir insanın günlük olarak alması gereken protein miktarı kilo başı 0,45 gramdır. Yani 70 kg bir insanın günde tüketmesi gereken protein miktarı 31,50 gramdır. Örneğin en sağlıklı protein kaynaklarından biri olan yumurtanın protein miktarı 13 gramdır.

diyet, diyet yapmak, protein bazlı diyet, protein, protein tozu, protein alımı, protein tozu kullanımı, beslenme, protein ağırlıklı beslenme, protein tozu ne kadar kullanılmalı, günlük protein miktarı ne kadar olmalı, günde ne kadar protein tüketmeli

Fazla Protein Alımı Bazen Zararlı Olabilir

Birçok kişi spor yaparken, kilo almak ya da vermek isterken, beslenme programlarına yüksek proteinli gıdaları ekliyor. Ancak eğer kişi aşırı protein aldığı halde spor yapmıyorsa protein fazlası yağa dönüşüyor. Peki spor yapan bir kişi günde ne kadar protein almalı? Kişinin protein gereksinimi, uygulanan diyetin enerji değeri bakımından oldukça önemlidir. Eğer bir kişinin günlük alması gereken enerjinin %20’sinden fazlasını proteinlerden alıyorsa yüksek proteinli besleniyor demektir. Bu kötü bir şey değil. Çünkü çoğu araştırma yüksek proteinli diyetin diğer diyetlere göre 6 ay gibi bir zamanda kilo vermeye olumlu yönde etki ettiğini gösteriyor. Ancak günümüzde kilo vermek amacıyla kullanılan yüksek protein tüketimi, obezitenin sağlık sorunu olmasında etkilidir, çünkü dengeli beslenmede karbonhidrat ve yağdan gelen oranlarda önemlidir.

proteini protein tozu, protein alımı, protein tozu kullanımı, beslenme, protein ağırlıklı beslenme, protein tozu ne kadar kullanılmalı, günlük protein miktarı ne kadar olmalı, ek destek ürünleri, günde ne kadar protein tüketmeliNe Kadar Protein Tüketilmeli?

Yeterli ve dengeli beslenmede, karbonhidrat, protein ve yağdan gelen oranlar da oldukça önemlidir. Özellikle hayvansal kaynaklı proteinler aynı zamanda yağ ve kolesterol içerir. Bu yüzden dikkatli tüketilmesi gerekir. Aynı zamanda kişiler spor yaparken proteinleri, protein tozları olarak bilinen ek destek ürünleri aracılığıyla da alabilir. Bunların kullanımı ve proteinin miktarı kişiden kişiye değişiklik gösterir. Sağlıklı bir beslenmede ya da diyette karbonhidrat, yağ ve protein gibi besin ögeleri dengesiz alınırsa bu durum sağlık üzerinde olumsuz etkileri olabilir. Bu yüzden öğünlerimizi planlarken proteinin yaklaşık 2 katı karbonhidrat ( Meyve, sebze) ve az da olsa sağlıklı yağlardan (Zeytinyağı, balık yağı) tüketmek gerekir. Kişinin spor ya da diyet süresince ne kadar protein alacağı ya da protein almak için kullandığı ek destek ürünleri hakkında mutlaka bir doktorla görüşmesi sağlıklı bir karar olacaktır. Protein tozları ve protein tozlarını ne kadar kullanmanız gerektiğiyle ilgili bilgileri buradan öğrenebilirsiniz.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Yazınız

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlık

Bağışıklık sistemi dostu

Published

on

Grip, bronşit,astım gibi hastalıklara iyi gelmesinin yanı sıra çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmesi ve özellikle iştah açıcı etkisiyle anne ve babaların tercih sebebi oluyor.

BRONŞİTE BİREBİR

Çocukların zihinsel ve bedensel gelişimine sonsuz katkı sağlayan bu protein deposu yumurtalar üst solunum yolu enfeksiyonu için oldukça faydalı.

BAĞIŞIKLI SİSTEMİNİ KORUYOR

Diğer yumurtalardan çok daha fazla proteinlerin yapı taşı olan aminoasit içeren bu yumurta, hastalığa neden olan mikropların etkisini azaltmaktadır.

DEMİR VE ÇİNKO DEPOSU

Bıldırcın yumurtası zengin protein kaynağı olmasının yanında demir, çinko ve b grubu vitaminler açısından da oldukça zengindir.

Okumaya devam et

İzmir Haber

Mide Balonu Hakkında Bilmedikleriniz!

Published

on

obez doktoru, İzmir Obezite Cerrahisi, Mide balonu, Mide Balonu tedavisi,

Obezite tedavisinde yaygın olarak kullanılan yöntemler arasında yer almaya başlayan mide balonu etkin ve güvenli bir yöntemdir.

Mide Balonu tedavisi , obezite tedavisinde uygulanan etkili yöntemlerdendir. Herhangi bir kalıcı iz bırakmaz, hastanede yatmayı gerektirmez, ortalama olarak 10-25 Kg kaybı sağlayabilmektedir. Ancak balon takıldıktan 6 ay sonra çıkarılması gerekmektedir. Bir kısım hasta balon çıkarıldıktan sonra verdiği kiloları geri alabilmektedir.

Mide balonu; obezite nedeniyle ameliyat planlanan, ancak ameliyat olması yüksek riskli hastalarda ameliyat öncesi 20-30 kg kilo kaybı sağlayarak riski düşürmek amacıyla, obezite sorunu yaşayan ancak ameliyatın riskli olduğunu düşünen kişilere, 15-25 kilo fazlalığı olup bundan kurtulmak isteyenlere uygulanmakatdır.

Mide Balonu Hakkında daha fazla bilgi edinmek için İzmir Obezite Cerrahisi sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Mide Balonu morbid obez bireylerde anestezi riskini düşürmek ve ameliyat süresini kısaltmak amacıyla ameliyat öncesi dönemde tercih edilir. Morbid obez olmayan ve klasik tedavi yöntemleri ile zayıflayamayan ama cerrahi endikasyonuda doğuracak kadar da fazla kilosu olmayan bireylerde kullanılır.

obez doktoru, İzmir Obezite Cerrahisi, Mide balonu, Mide Balonu tedavisi,

Mide Balonu Hakkında Bilinmesi Gerekenler;

Şişmanlığa bağlı başka hastalıkların risklerini önemli ölçüde azaltmada hastaya maksimum fayda sağlar. Kilo kaybına ve kaybedilen kiloların korunmasına yardım eder. Obezite cerrahisi öncesi, riskli grupta yer alan hastaların zayıflatılması ile cerrahi risklerin azaltılmasına yardımcı olur.

Mide balonu uygulanacak hastaların zayıflama konusunda kararlı ve uyumlu kimseler olması, tedavinin başarılı olması bakımından önemli bir koşuldur.

Okumaya devam et

Sağlık

İstanbul’da görülen virüsün, yayılma nedeni ortaya çıktı

Published

on

TÜRKİYE’de Avcılar‘da görülen Batı Nil Ateşi hastalığına neden olan virüs ile ilgili Trakya Bölgesi‘nde yaklaşık 5 bin sivrisinek toplayan Türk ve Amerikalı bilim insanları tarafından yapılan araştırma sonuçlandı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa (İÜC) Veteriner Fakültesi’nden Prof.Dr. Hüseyin Yılmaz, Trakya’da kan serumu aldıkları insanların yüzde 6’sın son yıllarda vücutlarına bir şekilde virüs girdiğini ve bünyelerinin virüse karşı biyolojik savunma sonucu antikor oluşturduğunu belirlediklerini açıkladı.

Çalışmalarını bir süredir İngiltere’de sürdüren Veteriner Fakültesi Viroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Hüseyin Yılmaz, üniversite kampusünün de bulunduğu Avcılar’daki Yeşilkent Mahallesi’nde 4 kişide görülen hastalık ve buna neden olan virüs ile ilgili soruları yanıtladı. Prof.Dr. Yılmaz, özellikle ‘Culex’ cinsi sivrisineklerle bulaşan bu hastalığın kuş, insan ve atlarda görüldüğünü belirtirken, “Virüs insan ve atlarda 3-10 gün süren inkübasyon (Kuluçka) süresinden sonra hastalık oluşturabiliyor. Bu dönemde ateş ve grip benzeri belirtiler gösterebilir. Ancak, yüzde 1 insanda nörolojik belirtiler görülebiliyor. Batı Nil Ateşi; atlarda daha fazla nörolojik ve sinir sistemi bozuklukları belirtileri ile seyreden bir hastalık. Kuşlarda daha çok ölümcül seyredebiliyor. Kuşlara sivrisineklerden ve kuşlardan tekrar sivrisineklere bulaşması gibi geri dönüşüm söz konusu. Ancak, insandan insana eğer kan yolu kullanılmıyorsa yani laboratuarlarda veya hastanelerde bir işlem yapılmıyorsa insandan insana yakın temasla bulaşma olmuyor. Keza attan ata da bulaşma olmuyor. Attan insana, insandan ata bulaşma söz konusu değil” dedi.

YAYILMASINDA GLOBAL ISINMA ETKİLİ

Yılmaz, “Ülkemizdeki ve komşu devletlerdeki ölümler bu derecede değildir. Hastalığın en tehlikeli yani ölümcül formu çok az yüzde 1 civarında. Batı Nil Virüsü’ne karşı sivrisineklere karşı iyi mücadele yapılması, mümkünse evlerde ona göre bariyerler oluşturulması, bunların ısırmasına olabildiğinde engel olunması gerekir. Herkesin buna olabildiğince özen göstermesi gerekir. Global ısınma ile beraber sivrisinek ve insan, hayvan, göçmen kuşların hareketleri virüsün bir yerden bir yere yayılmasına maalesef neden oluyor. Göçmen kuşlara, sivri sineklere engel olmak zor. Uçuşa nasıl engel olacaksınız? Ancak, özellikle sivrisinek mücadelesi ile bu hastalığın önüne geçilebilir. Türkiye’de Güneydoğu’da, Orta Anadolu’da insanlarda yapılan testlerde virüsün antikorlarına rastlanmış durumda. Ama hastalık vakası olarak bunlar tek tük çok fazla sayıda değil” şeklinde konuştu.

Okumaya devam et

Son Trend'ler